
Kesin olan az şey var, asla birlikte yaşayamayacak olmamız da bunlardan biri; asla aynı evde , aynı bedende , aynı masada, aynı şehirde bile birlikte olamayacağız..

Kesin olan az şey var, asla birlikte yaşayamayacak olmamız da bunlardan biri; asla aynı evde , aynı bedende , aynı masada, aynı şehirde bile birlikte olamayacağız..

Hayatım boyunca sadece güneşin doğuşunu seninle birlikte izlemek istemiştim. Sabahın tatlı ayazında battaniyeyi üzerimize çekip hayatın ne kadar anlamlı olduğunu hissetmek istemiştim.
Yarı uykulu gözlerinin içine bakıp seni sevdiğimi söylemek istemiştim. Üşüdüğünü söylediğinde sana kocaman sarılıp içini ısıtmak istemiştim. Gözlerimi kapatıp, uzaktan gelen martı sesi eşliğinde dalgaların sesini dinlemek istemiştim.
Yüzünde beliren gülümsemeye tekrar aşık olmak istemiştim. Yanındayken dünyanın en mutlu insanı olmak istemiştim. Ellerimle saçlarını düzeltip gülüşünün beni ne kadar çok mutlu ettiğini söylerdim. Sen başını omzuma koyardın ben ise en sevdiğin şiir okurdum güneşin doğuşunu izleyerek. Sonra sarılırdık birbirimize, sarılmalarımız bizi hayata bağlardı, daha çok severdik birbirimizi.
Keşke her şey bu kadar basit olabilse, ama olmuyor. Birimiz hep daha fazla üzülüyoruz. Birimiz hep daha çok seviyoruz. Sen bu hayali başkasıyla yaşarken, bense sadece filmlerde izleyebiliyorum bu sahneyi. İçim acıyor, keşkelere sığınıyorum. Seninle birlikle kurduğum hayalleri başkasıyla yaşaman yeterince üzücü bir durum zaten.
Şu küçük hayalimin içine bile sığamadık doğru düzgün baksana. Bu küçük hayalim bile sana büyük geliyor. Bu sabahların bir anlamı yok derdin eskiden yanılıyordun, benim için vardı. Benim için sabahın anlamı sendin. Her sabah uyanıp seni görmek isterdim. Uyurken de izleyebilirdim seni, mühim değil.
Senin için hiçbir zaman yeterince önemli biri olamadım zaten, biliyorum. Beni kaybetmekten korkmadın, çünkü senin için fazlasıyla iyiydim. Oysa ben seni kaybetmekten çok korkardım. Ve Korktuğum başıma geldi, seni kaybettim. Bir sabah uyandığımda hayatımda bir daha olmayacağını anladım. Sonra içimdeki boşluğun acısını hissettim en derinden. Artık bu sabahların bir anlamı olmadığını anladım..

Birlikte olmayı hak etmeyen milyonlarca insan el ele tutuşup, yan yana yürürken ben neden hala seninle yan yana yürüyemiyorum?

Bazı insanlar için bir fotoğraf bile çok değerli olabiliyor. Çünkü o fotoğraflarda sevdikleriyle birlikte mutludur. Çünkü o fotoğraflar, hafızalarına kazılı hatıralardır. İnsanlar değişir ancak hatıralar sonsuza dek aynı kalır.. Bu yüzden o fotoğraflara her baktığında buruk bir mutluluk kaplar içini…
İnsan en çok o anları özlüyor zaten. Hayatı boyunca sevdiği insanla hep aynı karede olmak istiyor, kendini onun yanında mutlu hissetmek istiyor. Zaman ilerledikçe o fotoğrafların değeri de artıyor. Ama zaman götürdüğü şeyleri geri getirmesini bilmiyor..
Mesela en sevdiği fotoğrafı hep yanında taşıyor. En mutsuz olduğu zamanlarda o fotoğrafa bakıyor. O fotoğrafa her baktığında geçmişe hasret dolu sözler geçiriyor içinden, yutkunuyor ama konuşmuyor. Keşke dolu cümleler dökülüyor dudaklarından. O fotoğrafı kitabının arasına koyuyor ya da masasının üzerinde şirin bir çerçevede konuk ediyor onu. Hiçbir zaman yırtıp atamıyor, atsa üzülür çünkü. Atsa pişman olur bu yaptığından..
O fotoğrafa gözü gibi bakıyor çoğu zaman. Sevdiğiyle geçmişten kalan tek hatırası odur çünkü. Bu yüzden değerlidir, bu yüzden hayatının mutlu bir parçası gibi görür onu. Bazen de tek tesellisi o oluyor. Eliyle fotoğrafa dokunarak anlatıyor o günleri ne kadar özlediğini. En çok da onunla gülmeyi özlüyor. Arkadaşıyla fotoğraf albümünü karıştırırken gözü bu fotoğrafa takılıyor sonra, gözleri doluyor. Ve arkadaşının sorduğu soruya titreyen sesiyle cevap veriyor:
+ Neden o fotoğrafı o kadar çok seviyorsun?
- Çünkü o fotoğraf onunla benim aynı karede olup, gülümsediğimiz tek fotoğraf. Çünkü o fotoğraf onun bana verdiği en güzel, en kalıcı hediye.. Onu buruşturup atamam.. Bunu yapamam..